Dilek'in Gece Defteri / I
Gece notu:
Kabullenmek bazen vazgeçmek değil, kendini dinlemektir.
Biliyor musun; insan bazı duyguları kimseye söyleyemez. Söylese
eksik kalır, söylemese içi ağırlaşır.
Ben de seninle ilgili duygularımı, ne tam içimden atabildim,
ne de birine anlatabildim.
Bu yüzden bu satırlar sana değil aslında, kendime
yazılmış sessiz bir kabul gibi.
Sana giden yolların kapalı olduğunu ben değil, kaderin
kendisi çoktan ilan etmişti.
Ama yine de insan, kapalı bir kapının önünde uzun uzun
bekleyebiliyor; belki bir mucize olur da kilit kendiliğinden açılır diye.
Sen hiçbir zaman benim olmadın; bunu en başından beri
biliyordum. Ama insanın bilmesi ile kalbinin anlaması aynı şey değilmiş.
Kalbim hep biraz gecikiyor hayata; seninle ilgili olan
her şeyde bu gecikme daha da belirginleşiyor.
Ben seni sevmekten hiç utanmadım, ama senin bilmeden
verdiğin acıları da hiç kimseye yüklemedim.
Gururlu bir insanım evet; fakat gurur dediğin şey, gece olduğunda
dağılan bir sis perdesi gibiymiş meğer.
Gündüz güçlü durdum, ama geceleri kendi içimde dağıldım çoğu zaman.
Bu da itirafım olsun.
Bazen bir şarkı çalıyor mesela, sözlerinde sen varsın sandığım. O şarkı bile benden habersiz seni anıyor gibi.
Bazen bir vapur düdüğü duyuyorum; sanki sen geçip
gitmişsin de ben kıyıda kalmışım gibi.
Bir gün fark ettim ki, sana dair hayallerim bile gerçeğin
gölgesinde eziliyor.
Çünkü senin kalbin benim tokamla açılan bir kapı değildi.
O kapıda ben hiç durmadım aslında, sen de kapıyı bu yüzden hiç açmadın.
Bu gerçeği sevmeyi öğrendim.
Kabul edemedim belki ama yine de öğrendim.
Şimdi kendime bir söz veriyorum:
Seni rahatsız etmeyeceğim. Adını sessizce kalbime
yatıracağım; telaşsız, beklentisiz, sitemsiz.
Ama bil ki, her güçlü görünen insanın sessizce kanayan
bir yeri vardır.
Sen benim o kanayan yerimsin.
Ama artık açık bir yara değilsin, sadece kapanmış bir izsin.
Bu yazıyı gece yazıyorum.
Hani insanların güçlü yanları değil, kırılgan yanları
konuşur ya bu saatlerde, ben de içimde konuşan o kırılgan sesi dinliyorum.
— Dilek: Kendi kalbinin en kuytu köşesinden...
Dilek Kadıoğlu


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder